''ELLERİNDEN TUTUYORUM HAYATIN'' Cihan TOPAL Yaşam Öyküsü

26.05.2015 11:54:37

‘’ELLERİNDEN TUTUYORUM HAYATIN’’ Cihan Topal Yaşam Öyküsü

Eylül ayının güzel bir günüydü. Ayın 9’u, günlerden pazartesiydi. Cihan Bey, mısır tarlasının ortasında, slaj makinası ile yetiştirdiği ürünleri hasat ediyordu. Emeklerinin karşılığını toplamak için sabahın erken saatlerinde işe koyulmuştu. Güneşin gülen yüzü eşliğinde her şey olağan halinde gidiyordu. Aniden bir ses duyuldu. Cihan Bey, acı içinde bağırmıştı. Adamcağız iki elini birden makinanın bıçaklarına kaptırmıştı. O an ne yapacağını bilememiş, şoka girmişti. Bıçakların arasında ellerinden parçalar duruyor, her yer kana bulanmıştı. Şaşkınlığına, nereden geldiğini bilmediği bir korku eklenmişti. Sanki oracıkta ölmüş, son nefesini vermek üzereydi. Yaşanan feci kazanın, yaklaşık otuz beş dakika sonrasında acil sağlık memurları olay yerine ancak gelebilmişti. Cihan Bey’i ambulans ile Aydın’ da bir sigorta hastanesinin acil servisine yetiştirmişlerdi.

Hemen ameliyata alınmıştı. Ameliyat sonrasında ne yazık ki kopan ellerden hiç bir parça kalmamıştı Hastane odasında yatağında yatıyordu. Odasında ikinci günüydü. Kollarındaki dikişleri çok yeniydi. Yaralar açık, henüz çok tazeydi. Canı acıyordu. Kimseye belli etmek istemiyordu. Bir anda yabancı bir halde bulmuştu kendini. Hiçbir şey bildiği gibi değildi. Artık elleri yoktu.

Yemeğini kendi yiyemiyor, tek başına kıyafetlerini giyemiyordu. Küçük kızı geldi aklına. Kızı Necile daha altı aylık bir bebekti. “Nasıl kucaklayacağım?” diye düşündü. O anda dünyası yıkılmıştı. Kalbinde derin bir sarsıntı başlamıştı. “Kızımın saçını nasıl okşar, nasıl sarılıp seve bilirim?” diyerek içini çekti. Genç adam ellerine sitem ederek “Kızımı kucaklaya bilmem için siz artık yoksunuz!..” dedi.

Cihan Bey, birkaç gün sonra hastaneden taburcu olmuştu. Onu tanıyan, seven herkes geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunuyorlardı. Her gelen misafirin söylediği temenni onu yaralıyordu. Ona acıdıklarını düşünüyor, kopan elleri aklına geliyordu. Elleriyle birlikte kaybedilen hayaller, yapamadıklarının eksikliği tokat gibi yüzüne vuruyordu. Bunlara birde evine geçine bilmek için para getirememe kaygısı ekleniyordu. Gelecek günlerin belirsizliğiyle içini kapkara bir korku kaplıyor, işler içinden çıkılmaz bir hal alıyordu.

Feci kazanın ardından haftalar geçmiş, yaklaşık bir ay olmuştu. Cihan bey, bir yakınına masanın üzerine serdirdiği gazetesini okuyordu. Bir haber dikkatini çekmişti. Yabancı bir ülkede, 40 doktorun birlikte çalışması ile yapılan omuzdan kol naklinden bahsediliyordu. Bir heyecanla “Ülkemizde neden olmasın.” Diye düşündü. Olabilirliğin ilham verici büyüsü onu sarmıştı. Sağlığına kavuşabilme umudu çoğalmıştı. Yaşanılan kötü kazadan sonra, o gün 2008 yılının en güzel günü olmuştu. Heyecan ve heves içinde Aydın Devlet Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Mehmet Nuri Ogan Bey’in kapısını çalmıştı. Doktor bey, hastasının kol nakli isteği üzerine bir kaç doktoru aramıştı. Uğraşlarının sonucunda Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ömer Özkan Bey’e ulaşmıştı.

Doç. Dr. Ömer Özkan: - Hastanın dirsekleri var mı?

Mehmet Nuri Ogan:  - Var.

Doç. Dr. Ömer Özkan: - O zaman Mehmet hocam, hasta Cihan Topal’ı 20 Ekim çarşamba günü saat 15:00’ de Akdeniz Üniversitesi’ne bekliyorum.

Yapılan görüşmeden sonra, odada mutluluk ve umut rüzgarı esmişti. Cihan Bey’in ve ailesinin yüreği ferahlamış, huzur taneleri dans etmeye başlamıştı. Günler çabucak geçmiş, yolculuk günü gelmişti. Aydın’dan Antalya’ya doğru yol alınıyordu. Cihan Bey, içinden bildiği tüm duaları ediyordu. İyiye, güzele dair olabilecek tüm ihtimalleri sıralamıştı. “Bir ileri durakta yeşil ışık yansın yüce Rabbim!..” diyerek defalarca tekrarlamıştı. Hastaneye varılmış, doktorun odasına çıkılmıştı. Hemen muayene edilmişti. Yapılan testlerin ve tahlillerin sonuçları yüzleri güldürmüş, sevindirmişti. Güzel haberi doktoru vermişti. Doç. Dr. Ömer Bey “Benim istediğim gibi uygun bir hastasın. Uygun organ bulunduğunda ameliyatını yaparız.” Demişti. Verilen kararla Cihan Bey, mutluluktan havalara uçuyor, kalbinde sevinç nidaları atılıyordu. Hayata daha güvenle yola çıkılmış, eve dönülmüştü. Kalbinde bir hayalden ötesi can bulmuştu. Kocaman bir hastanede sağlığına kavuşabilme umudu ve daha ötesi gerçek olabilme olanağı dimdik ayakta duruyordu.

Şimdi sıra uygun organın bulunmasına gelmişti. Çok kısa olmasını ümit ettiği bir bekleyiş başlamıştı. Aylar birbirini takip etmiş, mevsimler bir diğerini kovalamıştı. Aradan geçen iki yılın sonunda 24.09.2010 cuma günü Cihan Bey’ in telefonu çalmıştı. Arayan doktor beydi. “Evine git. Yemeğini ye, karnını doyur. Ben seni arayacağım, bekle.” Dedi. Ertesi gün sevindirici haber gelmişti. Doktor Ömer Bey tekrar aramış “Aydın Devlet Hastanesi’nde bir donör var ve sana uygun. Ben Aydın’a geliyorum elleri almaya.” Demişti. Aynı gün içinde, akşam saat 18:00da organlar alınmış ve Antalya’ya kadar zamanla yarış başlamıştı. Tıp tarihinde bir ilk gerçekleşecek, ilk defa çift kol nakli yapılacaktı. Hastaneye dört saat sonra varılmış, hemen ameliyata başlanmıştı. Cihan Bey, ameliyat sonrasında pazar günü saat 23:30’da yoğun bakım servisinde kendisine gelmişti. Karşısında duran bir doktor, “Günaydın.” Demişti. Yatakta yatan genç adam hemen ellerine bakmıştı. Onları görünce, onun için yeni bir gün de aydınlık bir hayat başlamıştı. Dünyanın en mutlu insanı olmuştu. “ Yüce rabbim bana bu mutluluğu yaşattığın için sana çok şükürler olsun!..” diyerek içinden haykırmıştı. Tüm korkuları sona ermiş, eksikler tamamlanmıştı. Tam bir vücut ile hayatına devam etme şansını yakalamıştı. Kaygılar, tasalar silinmiş, üzüntüler sona ermişti. Mutlu günlerin kapısı açılmış, yarınlarına güvenle yürüyeceği sağlıklı bir ömre kavuşmuştu.

Cihan Bey, Fatih Demirel’in bağışlanan organları sayesinde yaşam bulmuştu. Ölen kişinin ailesinin evladı için verdikleri karar sonrasında, Cihan Bey hem yeni ellerine, hem de yeni bir aileye kavuşmuştu. Cihan Bey, Türkiye’de yapılan ilk çift kol nakli olduktan yaklaşık 5 ay sonra, Antalya’dan Aydın’a kesin dönüş yapmıştı. Yolculuk esnasında arabasını kendi kullanmış, 5 saatte, Aydın Umurlu’da ki evine gelmişti.

Cihan Bey, o günden sonra artık her şeyini kendi yapmaya başlamıştı. Onun için en mutlu edici olanı ise, nakilden sonra doğan ve adını Doktoru Ömer Özkan’dan alan oğlu ve  kızı Necile Topal’ın elinden tutup parklara götüre bilmek olmuştu. Ardından bir başka gün ise, iki tekerlekli motorsiklet kullanmaya başlamıştı. “Çok şükür ki artık her şeyi yapabiliyorum.” demişti. Cihan Bey, hızla eski sağlıklı yaşamına geri dönmüştü. Başkalarının da sağlığa ihtiyacı olacağını düşünmüş, organlarını bağışlamaya karar vermişti. Bir hastanenin yolunu tutmuştu. “Ben bugün kızımın ve oğlumun ellerinden tutup gezdiriyorsam eğer organ bağışı sayesindedir. Bütün herkesi de organ bağışına destek vermeye çağırıyorum. Çünkü bir gün herkese de bir organ ihtiyaç olabilir. Bende organ bağışı sayesinde yeniden yeni ellerime kavuştum ve yaşama yeniden tutundum. Artık ben kendimi organ bağışına adadım. Herkesi bilinçlendirmek için bu yola çıktım. Rabbim yüzümüzü utandırmasin inşallah.” Diyerek yüzü dahil bütün organlarını bağışlamıştı.

Düzenleyen: ELİF ÖZTÜRK

 

Yorumlarınız


Haberin okunma sayısı : 3050
Önemli not: diyalizmerkezleri.org, siteye alınan haberlerin içeriği hakkında sorumluluk kabul etmez. Haberi orjinal kaynağından yargı yolu ya da karşılıklı rıza sonucu kaldırtmışsanız, sitemize başvurarak haberin sitemiz içeriğinden de kaldırılmasını sağlayabilirsiniz. Haberlerde gizli reklam bulunması olasılığı vardır.

Diğer Haberler